A Travellerspoint blog

TASOS ADASI

Maldivler’ e Taş Çıkartan Ada : THASSOS..

sunny

Yunanistan’a daha önce çok gittik ama bunların belki yarısında, Thassos planı yaparak hep son anda vazgeçtik . Bir gün akşam saatlerinde ‘’hep birlikte bir Thassos’ a gidemedik’’ derken kısa bir telefon trafiği ve adaya gitmeye karar veriyoruz. Hayat ertelemeye gelmez! Sabah ışıklarıyla birlikte başlayan Thassos yoluna koyuluyoruz. Çok keyifli bir yolun ardından artık bizim için su yolu olan İpsala’ ya varıyoruz anlamadan. Hepimiz acıktığımızdan küçük bir kahvaltı molası kararı verip bir şeyler atıştırıyoruz ve yola devam..

Yaz-kış tarifesi değişebiliyor ama bizim önümüzdeki iki seçenekten ilkini kullanarak bu sefer Kavala’ ya uğramayı sonraya bırakıyor ve Keramoti’ den feribota binmeye karar veriyoruz. Kavala’ yı sonraya bırakma kararımızdan artık herkesin adaya gitmeye odaklandığını görüyorum. Bu sefer bizden kaçamazsın Thassos..

Keramoti’ ye vardığımızda feribotu iki dakika ile kaçırdığımızı görmek bize bir saatlik bir zaman kaybı yaratıyor ve el sallıyoruz üzülerek kaçırdığımız feribota. Bir saat sohbetler, şakalarla çabucak geçiyor ve feribottayız..

Feribotun en üst katına çıkıyoruz ve birden martılar takip etmeye başlıyor bizi. Çok geçmeden herkes bir anda elleriyle beslemeye başlıyor bu beyaz sevimlileri. Bizde fotoğraf makinalarımızı ellerimize alıp başlıyoruz yoldaşlarımızın harika fotoğraflarını çekmeye. Çok keyifli kareler çekmeyi başarıyoruz. Eğer özellikle martı fotoğrafları üzerine çalışma yapanlarınız varsa orada olmalısınız..

Adaya giriyoruz ve elimizde harita nereden gideceğimize karar vermeye çalışırken ‘’ nasıl olsa hepsini gezeceğiz ‘’ sesi bizi şoförümüzün direksiyon tercihine bırakıyor ve Pahis tarafına doğru devam ediyoruz.

Yol yeşillerin arasından bir anda beliren mükemmel manzaralarla, sürprizlerle dolu. Havanın biraz kötü olmasından ve tam olarak ‘’nerede yüzelim’’ kararının verilememesinden dolayı her yerde biraz biraz o gördüğümüz güzel suyun tadına bakıyoruz. Durum böyle olunca yol zamanımız biraz uzuyor tabii. Bunun yanında neden karşı koyamadığımız sorusuna yanıt olarakta hangimiz yeşiller arasından turkuaz rengi sulara girmek istemeyiz ki ? Bu durumu biraz açarsak; adanın genel yapısından kaynaklı, mermer yatakları çok fazla olduğundan dolayı bu yapı, suya inanılmaz bir turkuaz rengi veriyor ve Maldivler’ deyiz dedirtiyor insana. Thassos mavinin rüyasını yaşayıp hatta içine dalabileceğiniz bir yer...
Yolun sağ tarafında küçük bir tepede mola verip azığımızda ne varsa yemeğimizi inanılmaz bir manzaraya karşı yedik ve yola devam...

Daha önceden kalacak yerimize özellikle karar vermediğimiz için kalacak yer araştırması yaptık ve birinden, bir yer tarifi aldık ve koyulduk yola. Potos yakınlarında bir yer ama bir türlü bulamıyoruz ve check-in saatlerinin son dakikaları... Yolda bir oraya bir buraya giderken bir araba gördük ve ben atılarak ‘’ durun yeri soracağım’’ dedim. Alışkanlıktan dolayı ingilizce konuşmaya çalıştım ama adam anlamadı ve arkasından o anda yolda gördüğümüz tek insandan benim için en sürpriz soru geldi laf arasında ‘’ Türkçe bilir misin ? ‘’ 10 saniye kadar afalladıktan sonra adamla kendi dilimde konuştum, otele telefon etti ve bize yol tarifi verdi.. Teşekkür ederek ayrıldık ama ben o adamın o boş yolda karşımıza çıkan bir yardım meleği olduğuna inanmaktayım hala . Kısa bir süre sonra otelimize vardık. Akşam saatlerine yakın bir zamandı ve herkes eşyaları bırakıp yakında olan sahile doğru harekete başladı. O güzel denize gireli birkaç dakika oldu ki yağmur başladı hafiften. Arkadaşımızın ‘’biz bugün denize yağmurla gireriz’’ cümlesi yankılandı kulaklarımızda ve bunun esprisi yapıldı bu süre boyunca.
Deniz, yağmurla birlikte inanılmaz keyifli hale gelmişti bizim için. Bir saat kadar vakit geçirdikten sonra ilk günümüzde rahat bir deniz sefası yaşamanın keyfiyle ayrıldık ve hotelimize doğru yola çıkıyoruz.
Akşam başlıyoruz Potos’ u gezmeye... Sahil kenarında çok güzel barları ve balıkçılarıyla çok keyifli bir manzara karşılıyor bizi. Birşeyler içip birkaç lafın belini kırıyoruz birkaç mekanda... Ve otelimize dönüyoruz. Hotelde sohbet, muhabbete devam tabii...

Sabah kalkarak otelden ayrılıyor ve başlıyoruz adanın kalan yarısından devam etmeye. Yol gerçekten daha öncede bahsettiğim gibi mucize denilebilecek manzaralarla dolu. Özellikle yer isimleri vermek istemiyorum bu yazımda çünkü ben araştırarak gittim ve her yer benim için farklı bir hafıza oldu. Bu yüzden herkes bunu kendi yaşayıp, kendi en güzel yerlerini belirlesin isterim bu güzel adada.
Yolda bizim tarzımız olduğundan gördüğümüz her yere girip en azından bir göz atıyor çok keyifli yerler keşfediyoruz. Bunu yapmadan mutlu olamıyoruz. Herkesin göremeyeceği güzellikleri görmeliyiz biz. Yaşamalıyız o dakikaları...


Yolda devam ederken çok keyifli bir koy görüyoruz kayalıkların altında ve oraya gitmenin yolunu bulmaya çalışıyoruz. Hava bugün daha güzel, güneş gülümsüyor yüzümüze. Ara bir yoldan gördüğüm en güzel koylardan birine geliyoruz. Küçük bir kumsal ve hayatımda gördüğüm en güzellerinden biri. Kayalıkların oluşturduğu küçük mağaraların içinde yüzebilme imkanı sunuyor size ve bu keyif ‘’anlatılmaz yaşanır’’ diyerek geçiyorum. Turkuaz deniz, küçük mağaralar içerisine kadar kucaklıyor sizi...

Birkaç saat bu güzel koyun tadını çıkartıyor, hatta fotoğraf makinalarımızı riske atıp onlarla küçük mağaralara kadar girip fotoğraflar çekiyor ve bu anı sonuna kadar ölümsüzleştirmeye çalışıyoruz. ‘’Yaşasın Hayat’’ diye haykırmak isteyeceğiniz anlardan biri, nefes aldığınızı hissetmek keyiflidir bazen, şükredilir ya o an için, öyle birşey...
Sonra yola koyulma vakti geliyor, ellerimizde topladığımız birbirinden güzel, parlayan kumsaldan toplanılan taşlar ve hatta şişelere doldurduğumuz parlayan kumlarla birlikte ayrılıyoruz oradan.


Yol tekrar mükemmel turkuaz koyların ardı ardına geldiği şekliyle devam ediyor ve sürekli durup fotoğraf çekme isteği yaratıyor her birimizde...
Bütün yol boyunca girmediğimiz kıyı köşe bırakmadan yavaş yavaş yolun sonuna doğru geliyoruz.

Feribotta giderken bize eşlik eden martılarımız tekrar yanımızda bize yoldaş oluyorlar kıyıya kadar.
Keramoti’ ye iniyor ve Kavala’ ya doğru devam ediyoruz Kavala’ lı dostumuz Sakis’ e sözümüz var. Rakı götüreceğiz ona ve bir de annesine kolonya.. Çok güzel bir kumsalda çok keyifli bir restaurantları var.. Daha insanlar farkında değiller ama biz daha önce keşfettik burayı ve her gittiğimizde orada genelde yerliler ile aynı yerde giriyoruz denize..

Güzel bir yemeğin ardından artık hava kararıyor ve denizin üzerine düşen yıldırımlarla birlikte yağmurun gelmesinin an meselesi olduğunu anlayarak yola çıkıyoruz. Ardından bilindik dönüş yolunda bir sürprizle karşılaşıyoruz. Sınırda dinlenip geçmeye hazırlanırken bir Amerika’ lı turist yaklaşıyor yanımıza ve ‘’sınırı sizinle geçebilir miyim? ‘’ diye soruyor ve alıyoruz yanımıza onuda. Daha sonra İstanbul’ a gittiğini öğrenince gecenin bir saatinde ve otobüsüne daha 2 saat varken orada bırakmıyoruz onu ve yol misafirimiz olarak kabul edip havalimanına kadar getirip uçağını yakalamasına yardım ediyoruz.
Arkasından sırayla evlerimize dağılıyor ve bir sonraki güne hazırlanmaya çalışıyoruz.

Thassos Adası gerçekten kendinize ‘’daha buralara yakın ne kadar güzel yer görebiliriz? ‘’ sorusunu sordurtuyor. Çünkü gerçekten çok keyifli ve gerçekten güzel bir ada. Maldivler’ e gidemiyor musunuz ?

Thassos varya....

Posted by TATLIGEZGIN 05:44 Archived in Greece Tagged greece thassos yunanistan tasos

Email this entryFacebookStumbleUpon

Table of contents

Be the first to comment on this entry.

This blog requires you to be a logged in member of Travellerspoint to place comments.

Enter your Travellerspoint login details below

( What's this? )

If you aren't a member of Travellerspoint yet, you can join for free.

Join Travellerspoint