A Travellerspoint blog

Selanik... (ve Halkidiki)

Peki motorsiklet veya araba ile gittiğimizde ne değişiyor?

Hemen hemen hepimizin bir kere uğradığı şehirlerden birisi sanırım Selanik...
Ziyaret için en önemli adres şu anda müze olarak kullanılan Atatürk’ ün doğduğu ev.

Selanik’e araçsız olarak gittiysem ben çok fazla yapılacak bir şey bulamıyorum. 3 tane ana caddesi üzerinde gezinti, alışveriş... Akşamını Ladadika’ da veya sahil üzerinde ki bar-gece klüplerinde eğlence-arkadaşlar ile hoş sohbet ve bizim için fiyatları hala çok uygun olan bir yer (şu anda € düşünüldüğünde ne kadar ucuz durumda tartışılır).

Peki motorsiklet veya araba ile gittiğimizde ne değişiyor?

Tek başınıza motorunuza atlayıp gitmek ayrı bir keyif, bir arkadaşınız veya partnerinizle gitmek daha farklı bir keyif. Araba, birçok arkadaş ile gidilebilecek keyifli ve ucuz bir yolculuk.

Ne yazık ki Yunanistan ehliyetimizi kabul ettmediği için uluslararası ehliyet diye geçen kağıdı almamız gerekiyor. Yapılan birşey yok, sınır kapısına gidiyorsunuz(24 saat açıklar)parayı veriyorsunuz bir yıllık ehliyti alıyorsunuz. Yurt dışında da zorunlu trafik sigortası olduğundan yeşil sigortayı aracınız yaptırmanız gerekiyor. İlk defa alacaksanız 3 aylık almanızı tavsiye ederim çünkğ bir kere çıkınca o tek hafta sonu ile asla sınırlı kalmıyor.

İstanbul’un neresinden yola çıktığınıza ve sürüşünüze göre 1,5-2 saatte ipsala sınırındayız. Sabah 4 gibi yola çıkıyorsanızda hiç trafiğe veya sınır kapısında beklemeye kalmadan Yunanistan yolları... Erken saatlerde yol üzerinde Kavala tabelası sizi bekliyor olacak. Direksiyonu kırıp Kavala’ya doğru yola girdiğinizde şehire ulaşmadan sapsarı kumları ile sizi denizi karşılayacak. Hemen önünde de Türkiye’den göç etmiş bir ailenin şirin bir restorantı var. Güzel bir deniz molası verebilirsiniz. Kış zamanıysa artık yüzmek yerine keyifli bir yemek molası...

Hemen ardından Selanik yolunu tutuyoruz ve ayarladığımız otele yerleşiyoruz. (Deniz keyfine göre Selanik’e varış saati size kalmış) Şimdi Selanik’in sokaklarında kaybolma zamanı. Bütçenize uygun bir şeyler içebileceğiniz ve yemek yiyebileceğiniz bir yerler her zaman var  akşamda Ladadika çevresinde bir mola....

Sabah kalkıyoruz ve deniz keyfine devam ediyoruz. İstikamet Halkidiki... İsteğiniz her yerde durabilir ve denize girebilirsiniz. Yaz zamanı inanılmaz güzel koylarında kamp kurabilirsiniz hatta size ait diyebileceğiniz koylara arabanın burnunu çevirip denizin ve kumsalın tadını çıkartabilirsiniz. (Sonbahar’da sadece keyifli bir sürüş sizi bekliyor olacaktır.) Yazacak çok şey bulamıyorum çünkü bazı yerlere ne yazarsan yaz az geliyor sadece yaşanıyor 
Halkidiki’nin bir ucundan girip diğer ucundan çıktığınızda zaten dönüş yoluna geçmiş oluyorsunuz. Veya kış dönemlerinde Selanik'e giderken Halkidiki yolunu tercih edebilirsiniz. Daha uzun olacaktır ama zamanının varsa keyifli bir sürüş neden sizin olmasın....

Bu turunuzu en az 3 günlük zamanda yapmanızı tavsiye ederim aksi halde hiç uyumadan işe gitmek zorunda kalacaksınız.
Eminim en yakın zamanda araba ve arkadaşlarınızla nereye gitsem planları yapılıyor olacak.

Selanik hem yakın hem de birçok farklı yol alternatifi için ideal. Başka bir 4 günlük turda Selanik üzerinden Ohrid-Bitola neden olmasın 
Veya yakın bir yer Kavala haftasonu için güzel , ya da Tahsos adası.... (Bunların detayları için diğer yazılarıma bakabilirsiniz)

  • **** Unutmayın tek bir hafta sonu için uluslararası ehliyet ve yeşil sigorta size pahalı gelebilir ama arkadaşlarınız ile 2-3 kere çıktığınızda bunlara ek benzin parası ve hotelleri eklediğinizde hafta sonu için Bodrum veya Marmaris’e gitmekten, Cunda adasına kaçmaktan daha az maliyetli ve yorucu olduğunu göreceksiniz. (Türkiye'min bütün güzelliklerini seviyorum ama 3-4 günlük tatillerde yol çilesinden ve pahalı bilerlerden uzak durmayı tercih ediyorum. Yorgunluk değil eğlence ve dinlenme olmalı tatil)


İyi eğlenceler....

Not: Unutmadan tur olmadan Selanik’e gitmek istiyorsanız bunu otobüs ile yapabilirsiniz. Fırsatlardan yakaladığınız turlar ile aynı fiyata veya daha uyguna gelebiliyor. Metro her gün Atina’ya kadar araç kaldırıyor.

Ayrıca sonbahar ise zaman varsa rotanızı neden Bitola ve Ohrid’e çevir miyorsunuz ? Nede olsa araç sizin keyif sizin değil mi?

Posted by TATLIGEZGIN 08:19 Archived in Greece Comments (0)

Kapı Komşumuz Avrupalı!

Selanik'e vardık mı tamam...

Kapı Komşumuz Avrupalı!

Genelde ilk kez yurt dışına çıkarken ne yapıyoruz? Bir tur veya bilen birilerini arıyoruz. Vize konusunda bir sürü hikayeler dinliyor ve acaba diyebiliyoruz. Ve en önemlisi de uzun tatillerde yurt dışı maliyetli oluyor bir de resmi tatil zamanlarında yandık işte. Tabi bazen bizim havayolları şirketlerinin yaptıkları kampanyalardan da uygun bir şeyler bulmak mümkün olabiliyor ama sezonda değil. Fırsat sitelerinden bir şey yakalasak dediğimizde ya şirket biz tatile gitmeden batıyor (ki benim başıma iki kere geldi :) ) ya da yazdıklarının dışında dip notlara eklenmiş ek ödemeler listesi hiç bitmiyor. Birde aldığımız tur programı ile gidilen birebir denk gelseydi fena olmazdı..

Sınır komşumuz Yunanistan bize rahat vize veren ülkelerden. Çok yüksek maaş almanız banka da çok paralar tutmanıza gerek yok. Belgeleriniz doğru ve eksiksiz ise sorun yaşamıyorsunuz.(İstisnalar kaide bozmaz :) ) Hatta başka ülkeden seyahat belgeleri veya maaşınız-bankadaki paranız yeterli değil gibi redler de de yumuşak olabiliyorlar(en az 6 ay geçmesi gerekli red üzerinden)

Ülkeleri veya şehirleri gezerken her türlü ulaşıma varım aktarım yaparım diyen gezginlerden seniz yolculuğun ilk durağı Yunanistan-Selanik....

Metro her gün iki sefer düzenliyor Atina' ya kadar ve bilet fiyatları 80-100 tl arasında, yolculuk yaklaşık 10 saat. Vize aldığınız ülkede en az bir gün kalmanızı tavsiye ederim sonraki vize başvurularında problem yaşamamak için...

Buradan sonrası için ne yazabilirim bilemedim çünkü sizin tatiliniz başlıyor. Tatilinizi planlarken en çok gitmek istediğiniz yerlere uçak biletlerini otel-hostel fiyatlarını araştırın böylece maliyet planlamanız kolaylaşıyor. Zaman konusunda sıkıntınız yoksa- gideceğiniz günü önceden biliyorsanız biletler konusunda şanslısınız demektir! Ryanair bu konuda en akın dostunuz olacaktır. Çünkü Barcelona-Roma gibi şehirlere başlangıç için sizi memnuniyetle uçaklarında ağırlıyor. 10E dan başlayan fiyatlar ile yüzümüzü güldürüyor... Önemli nokta; tek valiz hakkınız var kabine ve el bagajlarınızı-bilgisayar-fotoğraf makinasınıda içine koymanız gerekiyor sırt çantanızı ona göre hazırlamanız lazım anlayacacğınız (çantanın içinden birkaç parça şeyi üst üste giyerseniz çantada yer açılır merak etmeyin :) ).... Vueling de ucuz uçuşlar için denenebilir.

Anlayacağınız Selanik'e vardık mı gerisi kolay ;)

İyi tatiller.....

Posted by TATLIGEZGIN 10:13 Archived in Greece Comments (0)

34 Saatte Roma...

Yürüyerek Roma

sunny
View Last Europe Trip on TATLIGEZGIN's travel map.

Uzun bir tatilde çok yer görmek istediğimizde veya kısa zamanlara çokşey sığdırmak istediğimizde biraz yorulmak gerekiyor. Yürüyerek Roma’yı nasıl hızlı tamamladık. (Müze gibi yerleri pas geçtiğimizde tabi ki...)

Saat 14:00’de havalimanına varış ve 15:00’de hostel’ a yerleşme. Tercih Termini yakınları... Haritayı alıp turumuza başlıyoruz...
Via Cavour’dan etrafı seyrederek Colosseo’ma yürüyürüz. Cavour meydanı ve dar sokakları pas geçmiyoruz akşam için keyifli yerler gözünüze kestirebilirsiniz. Colosseo’ nun ve Foro Romano’nun içini başka tatillere bırakıyoruz ama yeteri kadar fotoğraf çekmek ve etrafında dolaşmak için zaman var. Arka yoldan Foro Romano’yu seyrederek yürüyebilir nehir kenarındaki Isola Tiberina’yı seyredebilirsiniz. Yol sizi direk olarak Teatro Marcello ve Campidoglio’ya çıkartıyor. Hemen arkası zaten muhteşem görüntüsü ile Piazza Venezia sizi kucaklıyor, tabi yanında Colonna Tralana’yı unutmamak lazım. Via Del Corso’dan devam ederek meşhur Fontana Di Trevi’ye ulaşıyoruz. Bir mola için tam zamanı.

Molanın ardından Quirinale ziyaret edilebilir. Artık akşamın ilerleyen saatleri yemek zamanı. Quirinale’nin hemen yanında Via Milano üzerinden Cavour meydanına bağlanarak bütçemize uygun bir yerlerde keyifli bir yemek yiyebiliriz. Buradan Piazza Della Repubblica meydanına geçip küçük Trieste’yi fotoğraflamak inanılmaz keyifli. Hele Basalica’nın eski resimlerine baktıysanız şu anda kalanların aynı fotoğrafa ait olduğuna inanmak çok güç doğrusu....

Artık ayaklardaki ağrı ve yorgunluk yeterli diyorsak sanırım uyuma vakti gelmiştir.

Sabah erkenden kalkmak gerekiyor çünkü Vatikan kimseyi beklemiyor, ilerleyen saatlerde her zaman kalabalık....Burada bir tek metro zamanı...Kırmızı hat ile Ottaviana durağına giderek kimseciklere yakalanmadan keyifle Dome ve Kilese’yi ziyaret ediyoruz.
Via Della Conciliazione üzerinden Castel S. Agelo’ya varıyoruz. Hemen karşısında ki köprü bizi karşıya Piazza Navona’ya ulaştırıyor. Köprü ve nehir Paris’in mini sen nehrini andırıyor. Buradan Pantheon bizi bekliyor. Ara sokaklarda keyifli bir öğle yemeği veya kahve molasını profesyonellere taş çıkartacak sokak çalgıcıları eşliğinde alabiliyorsunuz.

Ve yolumuza Via Del Corso üzerinden Augusteo ulaşmak için devam ediyoruz. Yolun karşısı Piazza Di Spagna 
Mesafeler birbirine yakın olduğu için atladım denilecek yerlere yeniden gitmek için veya gündüz gördüm gecede fotoğraf lazım denilen her yer için hala zaman var.....

Keyifli yolculuklar arkadaşlar.....

  • *** Bu benim ilk gezim olmadığından bazı yerleri pas geçtim ama tarih sevenler ve merakalılar Colosseo, Foro Romano ve Vatikan müzesini gitmeli diye düşünüyorum. İsteğinize göre 3’lü veya 2’li olacak şekilde daha uygun bilet alabilirsiniz.

İlk olarak 9 yıl önce geldiğim Colosseo’nun hala aynı yerlerinin restorasyonda olması üzücü... Bir türlü metaller olmadan fotoğrafını alamadım 

Posted by TATLIGEZGIN 19.09.2013 12:43 Archived in Italy Tagged italy roma rome italya Comments (0)

TASOS ADASI

Maldivler’ e Taş Çıkartan Ada : THASSOS..

sunny

Yunanistan’a daha önce çok gittik ama bunların belki yarısında, Thassos planı yaparak hep son anda vazgeçtik . Bir gün akşam saatlerinde ‘’hep birlikte bir Thassos’ a gidemedik’’ derken kısa bir telefon trafiği ve adaya gitmeye karar veriyoruz. Hayat ertelemeye gelmez! Sabah ışıklarıyla birlikte başlayan Thassos yoluna koyuluyoruz. Çok keyifli bir yolun ardından artık bizim için su yolu olan İpsala’ ya varıyoruz anlamadan. Hepimiz acıktığımızdan küçük bir kahvaltı molası kararı verip bir şeyler atıştırıyoruz ve yola devam..

Yaz-kış tarifesi değişebiliyor ama bizim önümüzdeki iki seçenekten ilkini kullanarak bu sefer Kavala’ ya uğramayı sonraya bırakıyor ve Keramoti’ den feribota binmeye karar veriyoruz. Kavala’ yı sonraya bırakma kararımızdan artık herkesin adaya gitmeye odaklandığını görüyorum. Bu sefer bizden kaçamazsın Thassos..

Keramoti’ ye vardığımızda feribotu iki dakika ile kaçırdığımızı görmek bize bir saatlik bir zaman kaybı yaratıyor ve el sallıyoruz üzülerek kaçırdığımız feribota. Bir saat sohbetler, şakalarla çabucak geçiyor ve feribottayız..

Feribotun en üst katına çıkıyoruz ve birden martılar takip etmeye başlıyor bizi. Çok geçmeden herkes bir anda elleriyle beslemeye başlıyor bu beyaz sevimlileri. Bizde fotoğraf makinalarımızı ellerimize alıp başlıyoruz yoldaşlarımızın harika fotoğraflarını çekmeye. Çok keyifli kareler çekmeyi başarıyoruz. Eğer özellikle martı fotoğrafları üzerine çalışma yapanlarınız varsa orada olmalısınız..

Adaya giriyoruz ve elimizde harita nereden gideceğimize karar vermeye çalışırken ‘’ nasıl olsa hepsini gezeceğiz ‘’ sesi bizi şoförümüzün direksiyon tercihine bırakıyor ve Pahis tarafına doğru devam ediyoruz.

Yol yeşillerin arasından bir anda beliren mükemmel manzaralarla, sürprizlerle dolu. Havanın biraz kötü olmasından ve tam olarak ‘’nerede yüzelim’’ kararının verilememesinden dolayı her yerde biraz biraz o gördüğümüz güzel suyun tadına bakıyoruz. Durum böyle olunca yol zamanımız biraz uzuyor tabii. Bunun yanında neden karşı koyamadığımız sorusuna yanıt olarakta hangimiz yeşiller arasından turkuaz rengi sulara girmek istemeyiz ki ? Bu durumu biraz açarsak; adanın genel yapısından kaynaklı, mermer yatakları çok fazla olduğundan dolayı bu yapı, suya inanılmaz bir turkuaz rengi veriyor ve Maldivler’ deyiz dedirtiyor insana. Thassos mavinin rüyasını yaşayıp hatta içine dalabileceğiniz bir yer...
Yolun sağ tarafında küçük bir tepede mola verip azığımızda ne varsa yemeğimizi inanılmaz bir manzaraya karşı yedik ve yola devam...

Daha önceden kalacak yerimize özellikle karar vermediğimiz için kalacak yer araştırması yaptık ve birinden, bir yer tarifi aldık ve koyulduk yola. Potos yakınlarında bir yer ama bir türlü bulamıyoruz ve check-in saatlerinin son dakikaları... Yolda bir oraya bir buraya giderken bir araba gördük ve ben atılarak ‘’ durun yeri soracağım’’ dedim. Alışkanlıktan dolayı ingilizce konuşmaya çalıştım ama adam anlamadı ve arkasından o anda yolda gördüğümüz tek insandan benim için en sürpriz soru geldi laf arasında ‘’ Türkçe bilir misin ? ‘’ 10 saniye kadar afalladıktan sonra adamla kendi dilimde konuştum, otele telefon etti ve bize yol tarifi verdi.. Teşekkür ederek ayrıldık ama ben o adamın o boş yolda karşımıza çıkan bir yardım meleği olduğuna inanmaktayım hala . Kısa bir süre sonra otelimize vardık. Akşam saatlerine yakın bir zamandı ve herkes eşyaları bırakıp yakında olan sahile doğru harekete başladı. O güzel denize gireli birkaç dakika oldu ki yağmur başladı hafiften. Arkadaşımızın ‘’biz bugün denize yağmurla gireriz’’ cümlesi yankılandı kulaklarımızda ve bunun esprisi yapıldı bu süre boyunca.
Deniz, yağmurla birlikte inanılmaz keyifli hale gelmişti bizim için. Bir saat kadar vakit geçirdikten sonra ilk günümüzde rahat bir deniz sefası yaşamanın keyfiyle ayrıldık ve hotelimize doğru yola çıkıyoruz.
Akşam başlıyoruz Potos’ u gezmeye... Sahil kenarında çok güzel barları ve balıkçılarıyla çok keyifli bir manzara karşılıyor bizi. Birşeyler içip birkaç lafın belini kırıyoruz birkaç mekanda... Ve otelimize dönüyoruz. Hotelde sohbet, muhabbete devam tabii...

Sabah kalkarak otelden ayrılıyor ve başlıyoruz adanın kalan yarısından devam etmeye. Yol gerçekten daha öncede bahsettiğim gibi mucize denilebilecek manzaralarla dolu. Özellikle yer isimleri vermek istemiyorum bu yazımda çünkü ben araştırarak gittim ve her yer benim için farklı bir hafıza oldu. Bu yüzden herkes bunu kendi yaşayıp, kendi en güzel yerlerini belirlesin isterim bu güzel adada.
Yolda bizim tarzımız olduğundan gördüğümüz her yere girip en azından bir göz atıyor çok keyifli yerler keşfediyoruz. Bunu yapmadan mutlu olamıyoruz. Herkesin göremeyeceği güzellikleri görmeliyiz biz. Yaşamalıyız o dakikaları...


Yolda devam ederken çok keyifli bir koy görüyoruz kayalıkların altında ve oraya gitmenin yolunu bulmaya çalışıyoruz. Hava bugün daha güzel, güneş gülümsüyor yüzümüze. Ara bir yoldan gördüğüm en güzel koylardan birine geliyoruz. Küçük bir kumsal ve hayatımda gördüğüm en güzellerinden biri. Kayalıkların oluşturduğu küçük mağaraların içinde yüzebilme imkanı sunuyor size ve bu keyif ‘’anlatılmaz yaşanır’’ diyerek geçiyorum. Turkuaz deniz, küçük mağaralar içerisine kadar kucaklıyor sizi...

Birkaç saat bu güzel koyun tadını çıkartıyor, hatta fotoğraf makinalarımızı riske atıp onlarla küçük mağaralara kadar girip fotoğraflar çekiyor ve bu anı sonuna kadar ölümsüzleştirmeye çalışıyoruz. ‘’Yaşasın Hayat’’ diye haykırmak isteyeceğiniz anlardan biri, nefes aldığınızı hissetmek keyiflidir bazen, şükredilir ya o an için, öyle birşey...
Sonra yola koyulma vakti geliyor, ellerimizde topladığımız birbirinden güzel, parlayan kumsaldan toplanılan taşlar ve hatta şişelere doldurduğumuz parlayan kumlarla birlikte ayrılıyoruz oradan.


Yol tekrar mükemmel turkuaz koyların ardı ardına geldiği şekliyle devam ediyor ve sürekli durup fotoğraf çekme isteği yaratıyor her birimizde...
Bütün yol boyunca girmediğimiz kıyı köşe bırakmadan yavaş yavaş yolun sonuna doğru geliyoruz.

Feribotta giderken bize eşlik eden martılarımız tekrar yanımızda bize yoldaş oluyorlar kıyıya kadar.
Keramoti’ ye iniyor ve Kavala’ ya doğru devam ediyoruz Kavala’ lı dostumuz Sakis’ e sözümüz var. Rakı götüreceğiz ona ve bir de annesine kolonya.. Çok güzel bir kumsalda çok keyifli bir restaurantları var.. Daha insanlar farkında değiller ama biz daha önce keşfettik burayı ve her gittiğimizde orada genelde yerliler ile aynı yerde giriyoruz denize..

Güzel bir yemeğin ardından artık hava kararıyor ve denizin üzerine düşen yıldırımlarla birlikte yağmurun gelmesinin an meselesi olduğunu anlayarak yola çıkıyoruz. Ardından bilindik dönüş yolunda bir sürprizle karşılaşıyoruz. Sınırda dinlenip geçmeye hazırlanırken bir Amerika’ lı turist yaklaşıyor yanımıza ve ‘’sınırı sizinle geçebilir miyim? ‘’ diye soruyor ve alıyoruz yanımıza onuda. Daha sonra İstanbul’ a gittiğini öğrenince gecenin bir saatinde ve otobüsüne daha 2 saat varken orada bırakmıyoruz onu ve yol misafirimiz olarak kabul edip havalimanına kadar getirip uçağını yakalamasına yardım ediyoruz.
Arkasından sırayla evlerimize dağılıyor ve bir sonraki güne hazırlanmaya çalışıyoruz.

Thassos Adası gerçekten kendinize ‘’daha buralara yakın ne kadar güzel yer görebiliriz? ‘’ sorusunu sordurtuyor. Çünkü gerçekten çok keyifli ve gerçekten güzel bir ada. Maldivler’ e gidemiyor musunuz ?

Thassos varya....

Posted by TATLIGEZGIN 05:44 Archived in Greece Tagged greece thassos yunanistan tasos Comments (0)

Araba İle Hiçte Zor Değil...

Avrupa'ya arkadaşlarınla araba ile gitmeye ne dersin hem yollar senin hemde ucuz.....

Çalışan kişiler için bir yılda iki haftalık tatilde ‘’nereye gitsek?’’ diye düşünmek yaza girerken hep akılda olan bir sorudur. Öğrenciler için yaz tatilinde ‘’ne yapsak, nasıl geçirsek?’’ soruları vardır. Hem keyifli, hemde az maliyetli bir tatil nasıl olur?

Fırsat siteleri çok gündemde ve tatil fiyatları çok ucuz.. 5 gün tatil ve balkanlar ‘’haydi hemen kuponları alalım ve gidelim.’’ Kuponlar alınır rezervasyonlar yapılır, vize işlemleri tamamlanır.

Yarın tatil başlıyor ve ne götürsek telaşı içindeyiz... Gelen bir telefon hepimizin yüzünü değiştirdi. Ne mi olmuş? Tur şirketi iflas etmiş ve hiçbir yere gidemiyorsun... Sarılır telefonlara başlarsın fırsat sitesini ve sigorta şirketini aramaya.... Parayı bir şekilde alacağız anlaşıldı da güzelim tatili ne yapacağız? 
Elinde Yunanistan vizesi olunca Atina uçak biletlerine bakarsın da ‘’çok pahalı değer mi?’’ diye düşündürür. O paraya bari Barcelona’ya gideyim daha iyi derken vize aldığın ülkeye ilk giriş yapmadan ya seni kapıdan çevirirlerse korkuları ile karalar bağlarsın.
Ve çılgın bir fikir Pazar sabahı 02.00 de; İpsala kapılarına dayanalım vizeye kaşeyi bastırdık mı oldu bu iş... Başlarsın aynı gün gidiş dönüş otobüs aramaya da bulabilirsen... Peki ne yapacağız? Araba!!!! İnternet elinin altında olunca herşeyi bulmak çok kolay. İhtiyacın olan uluslararası ehliyet ve araç için yurt dışı sigortası. Saat 03.00’ de düştük yollara... İpsala sınırına varınca kapıda işlemleri yapan kişiyi bulmanız ve para ödemeniz yeterli. Tabii ilk seferde bu işlemleri yaparken korkular sizinle ya olmazsa ya geçemezsem ya arabaya bir şey olursa ya polis durdurursa.....vb.

Ve sınır kapısından geçtik hemde araba ile sorunsuz  Yunanistan yollarına girip Kavala’ ya yol alırken hiç bu kadar keyifli araç kullanmadığımı fark ettim. İstanbul-İpsala, İpsala-Kavala arası neredeyse aynı kilometreler ama zamana ve yollara bakınca fark inanılmaz.
Sabahın erken saatlerinde Kavala’daydık... Otobüslerin durmadığı girişte güzel bir kumsal fark ettik ve hemen durduk, deniz inanılmazdı.
Uzun süredir denize girmeyen biri olarak denizden hiç çıkmadım ne yorgunluk kaldı, ne de tur şirketinin batmasının üzüntüsü :)

Posted by TATLIGEZGIN 03:57 Archived in Turkey Tagged istanbul araba kavala yunanistan Comments (0)

(Entries 1 - 5 of 5) Page [1]